Miras bırakanın mallarının ne şekilde paylaşılacağı toplumda en çok karşılaşılan problemlerdendir. Toplumumuzda malesef aile içinde dahi bu konuda pek çok anlaşmazlık yaşanmakta; bazı mirasçılar diğer mirasçıların haklarını ihlal etmektedirler. En çok karşılaşılan problemlerden birine örnek vermek gerekirse; örneğin mirasçı olan 3 kardeşten biri miras kalan tarım arazilerini ekip biçmekte ve kullanmakta iken diğer mirasçılar bu sebeple haklarından mahrum kalmakta ne söz konusu araziden bir gelir elde etmekte ne de söz konusu arazideki haklarını üçüncü bir kişiye satabilmektedirler. İşte bu durumda haklarını alamayan mirasçılar açısından bir avukata başvurma zorunluluğu doğmaktadır.
Mirasın paylaşılması (taksimi) Türk Medeni Kanunu madde 642’de düzenlenmiştir. Kanun metninde ''Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.
Paylaşmanın derhal yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hakimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.'' hükümleri yer almaktadır.
Kanun lafzından da anlaşılacağı üzere miras olarak kalan terekenin eğer pay edilerek paylaştırılması mümkün ise talep halinde bu şekilde paylaştırılmakta; mümkün değil ise de satış suretiyle ortaklık giderilmektedir. Bu tür davalara uygulamada izale-i şüyu davaları denmektedir.
Uygulamada bu tip davalara ilişkin pek çok tartışma ve değişik karar olmasının yanı sıra, bu davalar tecrübe gerektiren davalardır. Bu nedenle izale-i şüyu davaları detaylı bir çalışma ve araştırma yapılması gereken teknik bir davadır. Tarafımızca bu konuda dava öncesi mirasçılar arasında gerekirse ve talep edilirse arabuluculuk görüşmeleri yapılarak mesele çözülmeye çalışılmakta; problem çözülemediği takdirde ise dava yoluna başvurulmaktadır.



